Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

öldüğün gün tanıştık. ne yazık!

hiç görmediğin hakkında hiçbir şey bilmediğin birini öldüğü gün tanımak... ne acayip şeymiş =( onu, hayatını paylaştıklarından dinlemek, ardından söylenen sayfalarca güzel sözü saatlerce okumak... okurken gözyaşlarına dur diyememek... kendi hayat koşuşturmam içinde evden dersaneye, dersaneden okula sınavlar notlar vizeler dersler derken bir an durup ''ne yapıyorum ben'' diye düşünmek... ve ardından iki kez 'keşke' demek... KEŞKE tanısaydım da ardından edebilecek iki çift özlem dolu sözüm olsaydı. zor zamanlarımda hatırlayıp Davut olsa böyle derdi şöyle yapardı diyebilseydim. ve KEŞKE bende öldüğümde ardımda böyle güzel düşüncelere sahip hiç tanımadığım insanlar bırakabilsem. dün akşamdan beri tüm bu düşünceler kafamın içinde sürekli hareket halindeler. yazayım dedim. yazayım ki unutmayayım. bir hevesle açtığım ama sonra yazmaya üşendiğim bu bloğa koyayım da şöyle gözümün önünde dursun istedim. dursun ki unutmayayım. mesela hayatın çok kısa olduğunu arada hatır...

başka.. bambaşka bir AŞK hikayesi

Resim
mert fırat ve saadet ışıl aksoy'un müthiş uyumuyla harmanlanan oyunculukları, hiç konu edinilmemiş bir senaryoyla birleşince ortaya çıkan bambaşka bir aşk hikayesi '' Başka Dilde Aşk ''. izlemek için çok geç kaldığıma daha ilk dakikalarda karar verdim. film aşkın ne kadarda BASİT, ne kadarda ÇIKARSIZ, ne kadarda İKİ KİŞİYE AİT bir olay olduğu hayatın tam da içinden karelerle anlatmış. aşka ve aşık olduğun adama inanmak gerektiği gözümüze gözümüze sokulmuş kocaman başarılı bir ekip tarafından. filmde içime işleyen soruya cevabım basit....... konuşmadan anlaşılabilir mi? aynı dili konuşanlar değil____ aynı sevgiyi paylaşanlar anlaşabilir_____ dipnot : aragon'un şiiri filmi çok farklı güzellik katmış. esas kızın esas oğlana yaptığı doğum günü sürprizinde kullanılan ve filme (bence) damgasını vuran şiiri şuracığa kopyala yapıştır yapmadan son noktayı koyamıcam :=) BÜYÜK SIR Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin Zaman kadındır ister ki hep okşansın Di...

hayal kırıklığın adım adım gelişi

Resim
internet bazı zamanlarda öylesine hayatını etkiliyor ki insanın dur demek gelmiyor içinden.. ' GENÇLİK OTOBÜSÜ ' projesiyle tanışmamda internet sayesinde oldu. dur diyemedim!! altı üstü bir slogan yarışmasıydı. nasıl olsa kazanamazdım ama katılsam ne olurdu ki...böylesine bir fırsat gelmezdi bir daha kolay kolay. kazanılan şey bir hayal in tam kendisiydi. katıldım!! 52 gün içinde 20 ülkenin başkentini ziyaret edip, projeler geliştirip aynı zmanda pek çok yönden gelişip geri dönmek kulağa çok hoş geliyordu. üç bine yakın mesaj arasından ilk üç yüze girdim. değişik bir deneyim diye çıktım yola. mülakata yolunda yaşananlar önemliydi. mühim olan katılmaktı ne de olsaaa!! gerçekten ilginç bir mülakat deneyimi yaşadım. isimlerimizin bile önemli olmadığı enteresan bir teknikle, psikolojik alt etme taktikleriyle geçen bir saatin sonunda özgürlüğümüze kavuştuk. mülakatın gerçekleştirildiği otelden ayrılırken yeni insanlarla tanışmanın mutluluğu, kendimi tam anlamıyla ifade edememenin ...

Ankara'da ulaşıma yapılan indirime HAYIR !!

Resim
İ.melih gökçek yeniden mahkemeye başvursun. Olmaz kardeşim desin bir de masaya yumruğunu vursun. Verilen indirim şakaydı densin, geri alınsın. Sevinen halkın sevinci kursağında kalsın.... Tamam fazla abarttım galiba :) ama düşünmeden edemiyorum herkesi sevindiren , mutlu eden olaylar neden beni üzüyor ya da yeri geldiğinde beni zora sokuyor diye...... Bir örnekle ne demek istediğimi kısacık anlatayım. Sonra i. melih gökçek amcama dokundurayım. Bir düşünün çok beklenen bir organizasyon var. Haftalardır arkadaşlarınızla hayaller kurup ,planlar yapıyorsunuz. Şöyle eğleniriz... Böyle gezeriz.... Şundan yiyip, bundan içeriz... Akabinde heyecan basıyo ve siz o günü iple çeker hale geliyorsunuz.. Günler geçiyo zaman daralıyoo..SON DAKİKA HABERİ!!! işte tam o gün kursta ders olduğu öğreniliyor. Giden gidiyooo... kalan sağlar ders dinliyooo... İ.melih amcamın bana yaptığı da tam böyle bir şey... Ankara'da ki otobüslerde uygulanan aktarma politikası işine yarayanlardaNım.. yarayanlardanDım...

Yarının garantisi yok ki.....

Resim
kalk haydi ne duruyosun d aha. koşulacak yollar var. gidilmemiş şehirler.. görülmemiş nehirler.. keş fedilmemiş yemekler.. tanışmadığımız bir dolu insan var. o tanışmadığımız insanlarla yaşanmamış anılar var elimizde. gelecek bir temmuz ayının on altısında y aşanmayı bekliyorlar belki de.. kim bilir? hayat bir koltuk tepesinde televizyon izleyerek geçirilmeyecek kadar kıymetli. bun u ancak ölümle yüzleşince anlıyoruz. uzaktaki her ölüme erken diyoruz. on bir yaşındaki bir kızın kanserden ölmesi ya da üniver siteye giden delikanlının trafik kazasında yaşamını yitirmesi haberleri daha bir acıtıyor yüreklerimizi.o daha küçük diyoruz içimizden.. yaşıyacak güzel güne...

kendimden biliyorum.. hep böyle oluyor..

Resim
Daha az kanarım Geldiğin kadar gidersen - - - - Sakın ola Daha fazla gitme Bırak yokluğunla avunayım Onu da çok görme 25kasım2005 ...diye karalamışım bir köşeye beş sene kadar önce.. eski defterleri karıştırırken buldum.. bir süre durup düşünmeme neden oldu elimde tuttuğum kağıtta yazanlar... seneler geçiyor insanlar değişiyor dur durak bilmeden.. ama yaşananların bıraktığı iz hep aynı hep benzer kalıyor.. __ tamam.. pembe bir dünyaya gözlerimizi açmadığımızın pek tabi farkındayım.. tıpkı acıdan geçmeyen şarkıların biraz eksik olduğu gibi acıdan nasibini almayan da eksik kalıyor bu dünyada.. İnsan acıdan geçmeden , kendi dehlizlerine inmeden çıkamıyor kendinin içinden belki de... kim bilir... ama aynı olmamalı hiç bir şey.. kızgınlıklar da çeşitlenmeli yaşadıkça.. değişmeli kırgınlıklar.. ______ önce kızgınlık geliyor hep.. yürek dolusu kızgınlık.. kızgınlık terkederken parmaklarının ucunda usulca bedeni 'z'yi 'r'ye bırakıyor.. ...

garip bir hal içindeyim..

boğazımda düğümlenen bir şeyler var bu gece.. ekmek çiğnedim yuttum belki geçer diye.. olmadı... su da içtim üstüne ama nafile.. kelimeler, hatıralar, yaşanmışlar, yaşanmıyacaklar o kadar hızlı geçiyor ki aklımdan; süzgeçten geçirip bir araya getirip düzgün cümleler kuramıyorum.. öyle bir hal içindeyim ki... gitmekle kalmak aramakla aramamak konuşmakla susmak arasında medcezir halindeyim.. hayli kırgınım bir o kadar da şaşkın..

eskiye götüren yazı

Resim
blog işini ciddiye almak istediğimi söylemiştim ''yek dü tecrübe'' de :) ---cmylmz yahşi'sini burdan anıyorum saygıyla--- fikir sahibi olmak için oluşturulmuş çeşitli blogları gezerken o kadar tanıdık bir arka kapağa rastladım ki.. okurken benim niye aklıma gelmiyor böyle şeyler yazmak diye hayıflandım kendi kendime... yazar: umut sarıkaya kitap: benimde söyleyeceklerim var! (iki) bahsi geçen yazı da aşşağı da sizlerle :)) Bir ömür alemle yaşamak... Düşüncesi bile korkunç geliyordu. Her gün bu evde bi ızdırap gibiyken, bir ömür geçirmek, yavaş yavaş onlara benzemek. Ben akşam "televizyon karşısında koltukta uyuyacak insan değilim" diyordum kendi kendime. Kimse inanmazsa inanmasın ben şehir dışındaki bi üniversiteyi kazanacak, bu evden de bu mahalleden de bu şehirden de kurtulacaktım. Her gece yatarken hayaller kuruyordum. İlk yıl yurtta kalırdım, sonra bi eve çıkardım. Arkadaşlarım gelirdi eve. Çıkıp sabaha kadar sokaklarda gezerdik... Daha öncede söyle...

deneme bir ki.. see see

deneme denemee... bir kiki ki... salih abi sesim geliyor muuuu cumartesi gecesi elimde laptop tv karşısında okan'ı izliyorum.. kısıtlı zaman içinde birçok şeyi aynı anda yapmaya çalışıyorum.. kafamda içinde tilkiler var.. dönüp dolaşıyorlar... çalışma masamın üstünde çalışılması gereken derslerrrrrrrrr... bu blog işini ciddiye almak istiyorum.. o yüzden finaller sonrasına bırakıyorum...