Kayıtlar

2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Naci KİRİLEN

Resim
  (d. ??? , ö. 20.12.2011)     Tanımıyorum. Hiç tanışmadık kendisiyle. Hatta yüzünü bile görmedim o derece. Bugünden sonra tanışmamız ise imkansız. Çünkü o bugün 67 yaşında kapattı gözlerini bir hastanenin resusitasyon odasında. Eşi ve iki oğlu olmasa o odada neler olup bittiğini, bir hayatın nasıl yitip gittiğini bilemeyecektim. Belki 30’unda belki 35’inde olan o iki adamın yakıp söndürdüğü sigaralar olmasa, çaresizlik içinde nereye gittiğini bilmez adımları olmasa, içlerindeki çığlığı duymasam Naci amcanın bu dünyadaki varlığından ve yok oluşundan bir haber olacaktım.     Dayanmak çok güçtü koskoca iki adamın gözyaşlarını görebilmek, kör olduklarını adım adım izlemek. Annelerine her sarıldıklarında kadıncağızı telkin etmek için güçlerini sonuna kadar kullandıklarına şahit olmak. Dayanması çok zordu. Kim bilir yaşamasını! Oysa içeriden kötü haber gelmemişti daha. Sonradan adını öğrendiğim Sebahat teyze ise çoktan bırakmıştı kendini. ‘Nac...

mabel matiz tanışın!

Resim
  Mabel adını Kumral Ada Mavi Tuna adlı romanda yer alan Tuna karakterinin takma adından alır. Matiz ise, müziğini en iyi tanımladığına inanarak adına eklediği ve «çok sarhoş, düşkün kimse» anlamlarına gelen eski yunanca kökenli argo bir kelimedir...... www.mabelmatiz.com

Çocuk düşlerimiz yok artık

Resim
Yıl 2011 olmuş. Yaşım yirmi beş. Aylardan kasım. İlkokulda öğretilen hesaba göre mevsimlerden sonbahar olmuş, ama bildiğin kışı yaşıyoruz. Ankara’da yaşayanlar en azından bir süre buralarda bulunanlar bilirler her daim ayazdır Ankara bu aylarda. Soğuk içine işler adamın. Ankara’yı sevmeyen için güzel bahanedir çünkü adamın k.çı başı donar sabah ayazında, haklıdır sevmemekte. Oysa sevenler için, nefes almayı bu bozkırda öğrenenler için dokunmaz bu havalar. Bundan mütevellit dokunmaz bana da…. Dokunmayan başka şeylerde var. Mesela aşk.. Aşkın bana dokunmadığı ve hatta yakınımdan bile geçmediği bir kasım ayının daha sonuna yaklaşırken sınavlar hüsranıma bir yenisini ekledim bugün. Aslında çok umut dolu girdiğim bir sınav değildi. Yorgun günlerin ardından girdiğim, öncesinde ve sonrasında bol bol düşünmeye vakit bulduğum bir sınavdı aynı zamanda. Sınav öncesi rahattım. Olması gerektiğinden fazla bir rahatlıktı bu seferki. Hatta bir ara “Niye bu kadar rahatım lan ben” ...

“……”

“…Her yaşın kendine göre bir güzelliği yoktu. Emin olduğun , farkında olduğun hiçbir yaşın güzelliği yoktu. Yaş öyle bir şey olacaktı ki , sen bilmeyecektin. Sana yaşını sorduklarında şaşıracaktın, şöyle bir durup hesaplamak zorunda kalacaktın . Yaş günü hediyesi verenlere ajan provokatör gözüyle bakacaktın. “Benim yıllarımı paketlemeyin ulaaan , bırakın dağınık kalsın ! ” diye bağıracaktın…” Tol /Murat Uyurkulak

her insan ölecek yaşta

Bir şey yap... Güzel olsun. Çok mu zor? O vakit güzel bir şey söyle. Dilin mi dönmüyor? Güzel bir şey gör. Veya; güzel bir şey yaz. Beceremez misin? Öyleyse güzel bir şeye başla... Ama hep güzel şeyler olsun. Çünkü: " Her insan ölecek yaşta..." Geç kalmayasın! [Şems-Tebrizi]

eşim olma, karım ol!

Resim
Eşim olma, karım ol! Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. “Karı-koca” “eş”ten daha çok şey anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler. Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler? Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etmek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım g...

kadın...

Resim
Alıntı: 28 Haziran 1962 Bir kadının, uzu n yıllar tanıdığımız bile olsa, tepkilerini hesaplayabilmek kolay iş değil... E n yalınkat yaratılmış olanı bile sizi her dakika şaşkına çevirebilir. N e olmuş, içinden neler geçmiştir de böyle birdenbire öfkelenmiştir? Bir başına gördüğü düşleri, içinde gizlediği dünyaları, istekleri, isteksizli kleri, zehirleri, acıları kestiremezsiniz, isterseniz bile. En okşayıcı sözünüz onu bir anda çıldırtabilir; en alışık olduğu davranışınıza bile karşı koya bilir. Ve siz bu umulmadık çıkışlara herzaman dayanamazsınız; üzülürsünüz, kırılırsınız, ne diyeceğinizi şaşırırsınız. Kadın bizden ayr ı bir tür, başk a bir mevsim, başka bir iklim... Nereden estiği bilinmeyen bir rüzgâr, bir ayrı zaman-mekân parç ası... Karlı fırtınalı günleriyle, sıcacık ışıltılı akşamlarıyle, anlaşılmaz, hükmolonmaz, ele geçirilmez bir varlık. Kadına fazla yaklaşmamalı, diyorum ben... Hatta onu incelememeli. Kadına sahibolmaya çalışmak boşuna... Belki yalnızca sevm...

sana şiirler

Resim
demek ki düşle yaşam arasında aşk varmış, demek ki aşk yaşamak istediğin düşmüş düşlediğin yaşammış aşk ve özgürlük , özdeştir o zaman aşksız özgürlük: tuşsuz piyano özgürlüksüz aşk: piyanosuz tuş Savaş Aslan

istifa ediyorum!!

Resim
Bu belge ile resmi olarak yetişkinlikten istifa ettiğimi bildiririm. Tekrar 8 yaşın tüm sorumluluklarını kabul etmeye hazırım. Yağmur sonrası çamurlu sularda tahta parçası yüzdürmek, kayalarda yürümek istiyorum. Çikolatanın paradan daha iyi olduğunu çünkü daha tatlı ve yenilebilir olduğunu düşünmek istiyorum. Sıcak bir yaz gününde bir meşe ağac ının gölgesinde oturup arkadaşlarımla limonata satmak istiyorum. Hayatın daha basit olduğu zamana dönmek istiyorum. ... Bütün bildiğin, renkler, çarpım tablosu ve ninniler ama bu kadar az bilmek seni rahatsız etmiyor çünkü ne bilmediğini bilmiyorsun ve umurunda da değil. Bildiğin tek şey mutlu olmak , çünkü seni üzecek veya kızdıracak şeylerden tamamen bihabersin. Dünyanın adil olduğunu , herkesin iyi ve dürüst olduğunu düşünmek istiyorum. Her şeyin mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Yaşamın karmaşıklığını unutup, yeniden küçük şeylerden fazlasıyla heyecan lanmak, zev k almak istiyorum. Tekrar basit yaşamak istiyorum. Günümün, bilgi...

önce insan düzelmeli!!

Resim
birazdan okuyacaklarınız öyle kafa yor ulası, saat lerce düşünülesi ,içinden çıkılmaz fani dertler gibi şeyler değil. hatta sonunda gülüm seten çok kısa bir öykü...... Okuldan eve dönen meraklı, afacan ve bir o kadar da akıllı bir çocuk, sürekli babasına sorular sormakta, işten eve yorgun gelmiş ve günün stresini atmak için biraz dinlenip gazete okumaya çalışan adamcağızı bir türlü rahat bırakmamaktadır. Baba önce kestirme yanıtlarla çocuğu -aslında çok da dinlemeden- oyalamaya ça lışır; ama bakar ki soruların ardı arkası kesilmiyor, çocuk bir türlü durmuyor, gazetede gözüne ilişen kocaman bir dünya resmini yerinden koparır, küçük küçük parçalara ayırır, çocuğun önüne döker.."Al bakalım" der, "sen tüm parçaları önce bir birleştir, şu dünyayı bir düzelt, bitirdiğinde bütün sorularına yanıt vereceğim, söz.." Gazetesini tekrar eline alıp, rahat rahat koltuğuna yerleşirken bu dahiyane fikriyle gurur duymakta, "şimdi onun bu işi bitirmesi saatlerin ...