Naci KİRİLEN


 (d. ??? , ö. 20.12.2011)

    Tanımıyorum. Hiç tanışmadık kendisiyle. Hatta yüzünü bile görmedim o derece. Bugünden sonra tanışmamız ise imkansız. Çünkü o bugün 67 yaşında kapattı gözlerini bir hastanenin resusitasyon odasında. Eşi ve iki oğlu olmasa o odada neler olup bittiğini, bir hayatın nasıl yitip gittiğini bilemeyecektim. Belki 30’unda belki 35’inde olan o iki adamın yakıp söndürdüğü sigaralar olmasa, çaresizlik içinde nereye gittiğini bilmez adımları olmasa, içlerindeki çığlığı duymasam Naci amcanın bu dünyadaki varlığından ve yok oluşundan bir haber olacaktım.


    Dayanmak çok güçtü koskoca iki adamın gözyaşlarını görebilmek, kör olduklarını adım adım izlemek. Annelerine her sarıldıklarında kadıncağızı telkin etmek için güçlerini sonuna kadar kullandıklarına şahit olmak. Dayanması çok zordu. Kim bilir yaşamasını! Oysa içeriden kötü haber gelmemişti daha. Sonradan adını öğrendiğim Sebahat teyze ise çoktan bırakmıştı kendini. ‘Naci’ diyordu ‘Naci böyle olmamalıydı Naci daha oturup konuşamadık bile seninle’ diyordu titreyen sesiyle. Sakinleştirme çabaları sadece dakikalarla sınırlı kalıyordu. Sonra yeniden  ‘Naci uyan’ yakarışları.’Naci aç gözlerini’…


   En soğukkanlı olan yine adını başkaları seslenirken duyduğum Tolga’ydı. Gözü kapıda, kulağı annesinde, kalbi babasındaydı. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Ne dakikası! Sanki yıllar geçmişti ama Naci amcanın odasından bir haber yoktu.

   En çok küçük oğlunun ağlayışı yer etti beynimde. Yüzü, kızarmış gözleri, hafif uzun saçlarının yüzünü kapatışı, annesine sarılışı, telefonda konuştuğu kişiye hıçkırıklar arasında dert anlatamayışı. Belki babasının biricik oğluydu. Çok düşkünlerdi birbirlerine. Belki de kırgın ayrıldılar en son görüştüklerinde. Telafi etmek mümkün olmadı. Dökülen sessiz gözyaşlarının derin anlamlarını çözmek kolay değildi. Dayan diyordum içimden Naci amcaya. Oğullarınla vedalaş karınla helalleş öyle git gideceksen diyordum. Dayanmalıydı bunca yılın hatırına. İnanıyordum o da direniyordu içeride. Ama olmadı.

   Sabah acile kaldırdığımız annemin sonuçlarını takip ederken monitörden, görevlilerin birinin diğerine Naci kirilen ex oldu belgeleri hazırlayın morga giriş yapın dediğini duydum. Ekrana boş boş bakarken birazdan yaşanacakları düşünürken buldum kendimi. Keşke Kirilen ailesine söyleyecek sözüm yardım edebilecek gücüm olsaydı. Sadece izledim. Naci amcanın hastaneye gelirken giydiği hırkası büyük oğlunun elindeydi. Annesi belki de son gücüyle ‘arabaya koy onu’ dedi. ‘o daha Naci kokuyordur çabuk arabaya koy’. Dediğini yaptı Tolga. Ağır adımlarla Mercedes marka arabasına gitti Naci amcanın. Özenle koydu babasının son dakikalarına şahitlik eden hırkayı.


   Belki Naci amca doktordu belki öğretmen belki de ticaretle uğraşıyordu ama muhtemel emekliydi. Yitip gitti…

   Haberi alan birkaç kişi geldi. 50metre ilerideki binanın kapısında beklemeye başladılar. Çünkü o koridorun sonu morgdu. 40 yıllık hayat arkadaşını son kez görmek için direniyordu teyzem. Artık her şey için çok geçti. Her şey anlamsız, gereksiz.

Küçük oğlu da kötü olmuştu annesi gibi. Gözyaşları artmış, sessizliği yerini iniltiye benzer seslere bırakmıştı. Bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama nafile. Kelimelerin boğaza takılması deyimini izliyor ve hiçbir şey yapamıyordum. Çok acıydı…


   Bu sabah tanık olduklarımdı tüm bunlar. Hiç tanımadığım belki bir daha hiç karşılaşmayacağım insanların yaşadıkları hayatta başıma geleceğini bildiğim ama gelmesini hiç istemediğim şeylerdi. Üzüntülerini içimde en derinde hissettim. Anlatamadım kimseye. Görmek gerekirdi gözyaşlarını, duymak gerekirdi… yazayım istedim. Yazayım ki unutmayayım. Yarın kime ne olacağını bilmediğimiz bir dünyada yaşadığımızı UNUTMAYAYIM!

   Naci amcaya Allahtan rahmet,
   hırkasıyla avunacak eşine sabırlar diliyorum. 
   Kör olan iki oğluna da!!!






Yorumlar

Adsız dedi ki…
Naci'yi bu yaz Ciralida tanimistim, erkek gibi erkek baba gibi bir baba CINAR'di. Koca NACI Cinar'ida devrilmis. Allahta nrahmet ogullarina, hanimina ve annesine bassagligi dilerim, torpagi bol olsun.
ESMA B. dedi ki…
çok tuhaf hissettim kendimi. onu tanıyan birileri var ama göçtüğü bilmeyen.. ve sanal alemden öğreniyor gerçek hayatı, tamamen tesadüf eseri.. ve bu yorumla yeniden anımsadım dünyanın üç günlük olduğunu..toprağı bol olsun
Adsız dedi ki…
abılerim cınar gıbıydı hemde ne cınarrrr nazmi ve naci abilerım benım bırtaneydı ıkısıde rabbım onları bızden erken aldı cennet mekanları olsun
Adsız dedi ki…
NACİ KİRİLEN BENİM CANIM AMCAMDI VE BABA YARISIYDI. ALLAH RAHMET EYLESİN NUR İÇİNDE YATSIN. SİZE DE YAŞANILANLARI AKTARDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDER VE ŞÜKRANLARIMIZI SUNARIZ. GÜRAY KİRİLEN
Adsız dedi ki…
O benim çocukluk anılarım..Babamin can ağabeyi,Tolga'larin can dostu cuma günlerini onlari gormek icin iple cektigim Naci amcamdi.Sabahat teyzemle olan aşkları, bağları asla untulmaz.En zor günlerde kenetlendiler birbirlerine hiç ayrılmadan.Çocukluğumun en temiz hatıraları arasında ebediyen kalacaklar.Gürhan yasitim ve oyun arkadaşım,Tolga abim idolum ve guzeller guzeli Sabahat teyzem dualarım hep sizle.Dağ gibi Naci amcama da Alahtan rahmet dilerim.ne yazik ki 25 yil sonra bu yaziyla buldum sizi,osman-hatice tolganin kızı Müge..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuk düşlerimiz yok artık

belki

eskiye götüren yazı