kadın...
Alıntı:
28 Haziran 1962
Bir kadının, uzu
n yıllar tanıdığımız bile olsa, tepkilerini hesaplayabilmek kolay iş değil... En yalınkat yaratılmış olanı bile sizi her dakika şaşkına çevirebilir. Ne olmuş, içinden neler geçmiştir de böyle birdenbire öfkelenmiştir? Bir başına gördüğü düşleri, içinde gizlediği dünyaları, istekleri, isteksizlikleri, zehirleri, acıları kestiremezsiniz, isterseniz bile. En okşayıcı sözünüz onu bir anda çıldırtabilir; en alışık olduğu davranışınıza bile karşı koyabilir. Ve siz bu umulmadık çıkışlara herzaman dayanamazsınız; üzülürsünüz, kırılırsınız, ne diyeceğinizi şaşırırsınız.
Kadın bizden ayrı bir tür, başka bir mevsim, başka bir iklim... Nereden estiği bilinmeyen bir rüzgâr, bir ayrı zaman-mekân parçası... Karlı fırtınalı günleriyle, sıcacık ışıltılı akşamlarıyle, anlaşılmaz, hükmolonmaz, ele geçirilmez bir varlık.
Kadına fazla yaklaşmamalı, diyorum ben... Hatta onu incelememeli. Kadına sahibolmaya çalışmak boşuna... Belki yalnızca sevmek gerek onu; olduğu gibi kabul etmek; hoş görmek; bağışlamak gerek... Uzun uzun şaşmamalı da kadına... Üstüne varmamalı, uzağında durmalı; pek yakınımız da saymamalı onu.
Kaynak: BATU, Selâhattin. İsviçre Günleri, Ankara: Hisar Yayını, 1966, s. 12-13.

Yorumlar