öldüğün gün tanıştık. ne yazık!

hiç görmediğin hakkında hiçbir şey bilmediğin birini öldüğü gün tanımak... ne acayip şeymiş =(
onu, hayatını paylaştıklarından dinlemek, ardından söylenen sayfalarca güzel sözü saatlerce okumak... okurken gözyaşlarına dur diyememek...

kendi hayat koşuşturmam içinde evden dersaneye, dersaneden okula sınavlar notlar vizeler dersler derken bir an durup ''ne yapıyorum ben'' diye düşünmek... ve ardından iki kez 'keşke' demek... KEŞKE tanısaydım da ardından edebilecek iki çift özlem dolu sözüm olsaydı. zor zamanlarımda hatırlayıp Davut olsa böyle derdi şöyle yapardı diyebilseydim. ve KEŞKE bende öldüğümde ardımda böyle güzel düşüncelere sahip hiç tanımadığım insanlar bırakabilsem.

dün akşamdan beri tüm bu düşünceler kafamın içinde sürekli hareket halindeler. yazayım dedim. yazayım ki unutmayayım. bir hevesle açtığım ama sonra yazmaya üşendiğim bu bloğa koyayım da şöyle gözümün önünde dursun istedim. dursun ki unutmayayım. mesela hayatın çok kısa olduğunu arada hatırlayım istedim. herkesten herşeyden öğrenebileceklerimin olduğunu unutmayayım. insanlara akılları kadar gücenmem gerektiğini zaman zaman hatırlayayım.

Önemli olan güzel bir hayat yaşadım diyebilmek, diyebiliyor muyum? EVET! sonuna kadar…demiş bir yazısında. önemli olanı yapmış ve bunun farkında. rahat uyu Davut Topcan. oraya geldiğimde belki tanışırız. ne dersin?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çocuk düşlerimiz yok artık

belki

eskiye götüren yazı